Genel

Tahran da Neler Oluyor? İran’ın Kalbi Burada Atıyor

Dünya üzerinde görmek istediğimiz yüzlerce yer var. Hatta liste yapsak kalın bir deftere sığmaz belki. İşte o listede aklımıza bile gelmeyecek bir yere gittik ; İran’ın Kalbinin Attığı yere, Tahran’a !

Olaylar Bangkok a ucuz bilet aramamız ile başladı. Bilet fiyatları Bangkok için gidiş dönüş 1900 TL civarında olunca bütçemizi oldukça aşıyordu. Çünkü Phuket e gidip geri gelmek için de ekstra ücret ödeyince 2000 TL nin üzerinde bir fiyat çıkıyordu. Bu sebeple başka yollar aramaya başladık ve araştırmalarımızın sonunda İstanbul’dan Tahran’a Bakü aktarmalı bir bilet bulduk ki fiyatı 187 TL. İnanılmaz ama gerçek sadece 187 TL ye hiç hesapta yokken Bakü ve Tahranı görme fırsatı yakaladık.

Yani biraz tesadüfi biraz mecburi olsa da artık İran daydık. İran Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Ülkeye girip çıkarken hiçbir sorunla karşılaşmadık. Sadece bize mecburi sağlık sigortası yaptırmamız gerektiğini söylediler ve kişibaşı 16 Dolar aldılar ancak hiçbir şekilde hiçbir yerde sorulmadı bu belge.Bu sebeple gitmek isteyen arkadaşlar kimseye bişey sormadan direk pasaport kontrole giderlerse böyle bir belge almalarına gerek kalmaz 😉

İran hakkında çok fazla bilgimiz olmadığı için araştırma yaptığımızda karşımıza çıkan hikayelerin sonunda hep polis ve karakol vardı. Bu sebeple biraz tedirgindik. Saat 23.30 civarında Imam Kohemini Havaalanına indik. Geceyi havaalanında geçirip sabah şehri gezmek için bir taksiciyle anlaştık.  Kendisi bizi sabahtan akşama kadar gezdirmek için 2.390.000 Riyal yani 239.000 Tümen yaniiii yaklaşık 250 TL talep etti.

( Bu arada bir parantez gerek. Para birimi oldukça kafa karıştırıcı ve bol sıfırlı. Hatta ilk para bozdurduğumuzda elimizdeki paraya ne alınır ne yapılır bilemediğimiz bir durum oldu. Ama panik yok birkaç alışverişten sonra alışıyor insan 🙂 )

Evet 4 kişi olduğumuz ve Tahran da sadece 1 günümüz olduğu için gezmek istediğimiz yerlere ulaşmanın en kolay ve en makul yolu buydu. Ayrıca şoförümüz dünya tatlısı bir Azeriydi. Bu büyük avantaj çünkü İranlıların çoğu İngilizce bilmiyor. Bu sıkıntıdan yarı Türkçe yarı Azerice konuşarak kurtulmuş olduk 🙂

İlk olarak bizim listemizde olmayan ancak kendisinin iyiki götürdüğü İmam Humeyni Türbesine gittik. Tahran a giderseniz burayı mutlaka görmelisiniz. Yapımına İmam Humeyni nin 1989 yılındaki vefatından sonra başlanmış, milyar dolarlar harcanmış ve hala tam olarak bitmemiş bir yapı. Bu güne kadar çok fazla kilise, katedral, tapınak yani gösterişli birçok yapı görmüş olan biz bu yapıyı görünce bir süre kendimize gelemedik. Zira hayatımızda hiç bu kadar gösterişli bir ” İslami” yapı görmemiştik.

İmam Humeyni ile ilgili yaptığımız araştırmalar kendisinin İran ı çok derinden etkilediğini gösteriyor. Bu konu ile ilgili daha ayrıntılı bir araştırma yapmak boynumuzun borcu oldu bu türbeden sonra. Bu arada içeriye girerken kıyafetinize ayrıca dikkat etmeniz gerekiyor. Muhtemelen pantolon giydiğim için beni baştan aşağı örten bir örtü verdiler üzerime :)))

İmam Humeyni Türbesini dolaştıktan sonra kapalı çarşıya geçtik. Aynı bizim Tahtakale ye benzeyen bir yer burası ve her türlü eşya bulunabiliyor. Bize çok ucuz gelmediği için pek bir şey almadık tabi.

Kapalı Çarşı dan sonra biraz dinlenip Niavaran Sarayına gittik. Burası Rıza Şah Pehlevi ve Farah Diba nın yaşadığı ev. Şuan müze gibi ve içindeki tüm eşyalar korunuyor. İçeride ağzımızı açık bırakacak kadar gösterişli eşyalar, halılar, tablolar, avizeler var. Birçoğu hediye objelerden oluşan bu saray Tahran ın zenginliğini bir kez daha gösterdi bize. Hayatımızda ilk kez bu kadar büyük ve tek parça bir halı gördük mesela. Hatta odalardan birinde kafası ile beraber olduğu gibi duran ve yere süs olarak konulmuş kaplan kürkü vardı. Keşke gerçek olmasaydı ancak ne yazıkki gerçekti 🙁

Tabi buranın sadece sarayı değil bahçesi de bir o kadar büyük ve güzel düzenlenmiş. Herkes girip bahçede gezebiliyor.

Bu sarayı da gezdikten sonra asıl gitmek istediğimiz yer olan Gülistan Sarayı na geçtik. Burası fotoğraflarda görünenden çok daha güzel bir yer. İçinde tamamen aynalardan oluşmuş bir bölüm var ki insanın gözleri kamaşıyor. Tahran a gelen biri mutlaka Gülistan Sarayı na uğramalı.

Tüm gezmek istediğimiz yerleri gezip son olarak da Tahran ın simgesi haline gelen Azadi Kulesi ne uğrayıp havaalanına doğru yola çıktık. Azadi Kulesi şehirde gezilecek yerlerin biraz dışında kalıyor. Biz gitmeyi tercih ettik çünkü şehrin simgesi haline gelmiş bir yapıyı görmeden ayrılmak istemedik. Mimar gerçekten geometriyi çok iyi kullanmış çok başarılı bir eser çıkmış ortaya.

Tahran da geçirdiğimiz 24 saat İran hakkında düşündüğümüz birçok şeyi yerle bir etti.Gitmeden önce acaba yanlış bir şey yapıp bir sorun yaşarmıyız diye düşünürken Tahran ı gezmeye başladığımızda bu korkunun ne kadar yanlış olduğunu anladık. Bizi gezdiren şoförden güvenlik görevlilerine kadar iletişim kurduğumuz herkes bize karşı çok sevecendi. Tabi belli başlı kurallar var ve bu kurallara turistler de dahil herkes uymak zorunda. Kadınlar saçlarının ön kısmı açıkta kalabilecek şekilde başlarını örtmeli, dar var açık olmayan kıyafetler giymeli, erkekler ise bu konuda daha şanslı! Sadece şort ve kapri yasak. Bazı basit istekleri yerine getirirseniz hiçbir sorun yaşamadan Tahran ı gezebilirsiniz. Ben aşağıdaki gibi giyinip hiçbir problem yaşamadan Tahran da dolaşmıştım mesela 🙂

İranlı kadınlar genel olarak bizden çok daha bakımlı ve çok daha fazla makyaj yapıyorlar. Dar pantolon üzerine tunik giyip saçlarının çoğunluğunu açıkta bırakacak şekilde başlarını kapatıyorlar. Bir tane bile saçlarının tamamı açık olan bir kadın görmedik. Umarım günün birinde İran daki kadınlar özgürlüklerine gerçek anlamda ulaşırlar.

İran anılarımız şuan çok güzel bir yerde ve tekrar gidip çok daha farklı yerlerinde çok daha farklı anılarla dönmeyi canı gönülden istiyoruz 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir