Bromo daki görevimizi başarıyla yerine getirmiş mutlu gezginler olarak aracımıza binip İjen e doğru yola koyulduk. Aracımız birkaç saatlik yolcuğun ardından bizi İjen e 1 saat mesafedeki otelimize getirdi. Burası bir öncekine göre bir nebze daha iyi bir konaklama sundu. Yine de çok bir beklentiniz olmasın.

 

Öncelikle Kawah İjen 2600 m yükseklikte bulunan aktif bir volkan ve burası dünyanın en zehirli noktalarından biri olarak biliniyor. Çünkü burada devamlı olarak sülfür gazı çıkıyor. Peki biz buraya neden geldik ? Ah o gün doğumları yok mu bizi hep onlar buralara sürükledi. Amaç güneş doğmadan sülfür gazının çıktığı noktadaki ‘ Blue Fire ‘ denen mavi alevi görmek ve ardından gün doğumunu izlemek olunca gece 1 de yola koyulduk.  Araçla bir saat gittikten sonra yürüyüş kısmı başladı. Bromo dan biraz daha zorlu bir yürüyüş olacağını biliyorduk. Ancak yağmur ve sert rüzgar bizi çok zorladı. 4 km lik parkurun bir kısmı hafif yokuş ancak büyük çoğunluğu aşırı dik. Yağmur ve rüzgar da eklenince çok zorlandık. Üst kısımlara çıkmaya başladıkça gazın etkisi arttığından nefes problemi yaşanıyor. Eğer bu konuda kendinize güvenmiyorsanız veya herhangi bir sağlık sorununuz varsa pek tavsiye etmiyoruz. Zaten gelen ziyaretçilerin büyük çoğunluğu kratere varamadan geri dönüyor. Bazıları da para karşılığında oradaki yerlilere kendilerini taşıtıyorlar. Oturak gibi bir şey var. İçine oturuyorsunuz ve iki kişi sizi taşıyıp yukarı çıkarıyor. Bizce çok hoş bir görüntü değildi ama o insanlar da bu işten para kazanıyorlar. Biraz zor bir durum. Yine de siz siz olun parkurun zor olduğunu bilin ve kendiniz çıkmaya çalışın.

4 km lik parkuru bitirince en tepede biraz mola verip  ardından 1 km lik inişe geçiliyor. Burada gaz maskesi takmak gerekiyor. Çünkü rüzgarın yönüne göre gazın şiddeti artıyor ve nefes alamaz hale geliyor insan.  Gözler yanıyor sulanıyor. Ama buraya kadar geldik geri dönmek yok o kratere inilecek. Karanlıkta o kayalıklardan inmek gerçekten çok zordu. Sonunda izleme noktasına geldik. Hava daha da kötüleşti. Göz gözü görmüyor. Sülfür gazı zaten görüşü engelliyorken bir de yağmurdan dolayı çöken sis 1 metreden fazla görüşe izin vermedi. 1 saat kadar bekledik belki sis açılır da mavi alevi görürüz diye. Ama ne yazık ki göremeden geri dönmek zorunda kaldık. Mavi alevi de krater gölünü de göremedik. Buraya gelen ziyaretçilerden çoğu hava şartlarından dolayı göremiyormuş zaten. Şansımıza küsüp geri dönüyoruz.

Şimdi diyeceksiniz ki o kadar yol tırmandınız ama hiçbir şey göremediniz neye yaradı gitmeniz ? İnişe geçtiğimizde biz de kendi kendimize dedik bunu. Göremedik boşuna mı çıktık bu kadar yolu ? Asla boşuna değildi. Çoğu kişinin tamamlayamadığı o zorlu parkuru yağmur eşliğinde tamamladık ve o atmosferi soluduk bir kere bu bile yeter. Ama çıkmamıza asıl değen taraf başkaydı. Bu krater sadece turistlerin gelip ziyaret ettiği bir yer değil. Aynı zamanda buradan sülfür çıkarılıyor. İşçiler, bizim o çok zorlandık dediğimiz yolu her gün defalarca ve sırtlarında 80 kg a varan sülfür dolu sepetlerle inip çıkıyorlar. Biz ‘gaz çok etkiliyor nefes alamıyorsunuz’ tribi yaparken onlar maskesiz bir şekilde gazın merkezine gidip sülfür çıkarıyorlar. Tüm bu zorlu iş sonunda günlük kazançları 15 TL yi geçmiyor. Sürekli soludukları zehirli gaz yüzünden çoğu erken yaşta hayata veda ediyor. Bazıları çıkardıkları sülfürü fabrikalara satarken bazıları da sülfür taşlarına şekil verip turistlere satmaya çalışıyor. Dünyanın bir ucunda böyle hayatlar var ve biz mavi alevi göremesek de bu hayatlara şahit olduk. Sırf bunun için bile buraya gelinir ve bu yollar tepilir.

Bir daha buralara ne zaman geliriz bilinmez. Ama günün birinde tekrar gelme şansımız olursa Kawah İjen e tekrar geleceğiz ve o mavi alevi göreceğiz.